Öğrenci-Veli
Bilgilendirme Sistemi

Kullanıcı Tipi:

Kurum Kodu:
Kullanıcı Kodu:
Şifre:
 
 

Ana Sayfa E-Mail Gönder Sık Kullanılanlara Ekle

 

Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Çocuklara yaklaşım nasıl olmalıdır ?  

 Sayın Veliler,

 Anne-babaların en büyük isteği, çocuklarının başarılarını görmektir. Bu isteğin yerine gelmesinde sizlere de önemli görevler düşmektedir. Çocuklarınızın başarı için gösterdiğiniz maddi imkanların yanında, manevi desteğiniz çok daha önemlidir. Sizler de birer öğrenci gibi, çocuklarınıza daha iyi davranışlar, yaklaşımlar kazandırmak için araştırmalı, kendinizi geliştirmelisiniz.

Bu amacınıza yardımcı olabilmek için, bazı öneriler içeren bir kılavuz hazırladık. Bu önerileri uygulamanız ve bu alanda yeni davranışlar kazanmak için, kitap okumanız, öğretmen, psikolog ve Rehber öğretmenlerle görüşmeniz, çocuklarınızın mutlu ve başarılı bir kişi olarak yetişmesinde sonsuz katkısı olacaktır.

        Saygılarımızla                  

         YÜKSEL DERSHANELERİ      

ÇOCUKLARA YAKLAŞIM KONUSUNDA ÖNERİLER

 Çocuklarınıza, tıpkı bir kanaryayı veya muhabbet kuşunu tutar gibi davranınız. Bilindiği gibi, bu kuşları çok gevşek tutarsanız onları elinizden kaçırabilir, çok sıkı tutarsanız zarar verebilirsiniz. Çocuklar da aynı şekilde aşırı serbest veya aşırı baskılı ortamlardan olumsuz yönde etkilenirler.

 Çocuğunuzun sadece hedefe ulaşması durumunda değil, hedefe ulaşmak için çabalayıp gelişme sağlaması durumunda da ödüllendirmeniz gerektiğini unutmayınız. Çocuk, çabası ödüllendirildiğinde daha çok çaba gösterecektir.

 Çocuğunuza “Şöyle yap!” , “Böyle yapmalısın” gibi sözlerle baskı yapmak yerine, “Böyle yaparsak nasıl olur?” , “Böyle olursa daha iyi olmaz mı?” gibi sorularla onu yönlendirme yoluna gidiniz. Çocuğunuz herhangi bir konuda bir düşünce ileri sürdüğünde, -bu düşünce yanlış dahi olsa- ona “Böyle olmaz!” demek yerine “Böyle düşünsen nasıl olur?” demeyi tercih ediniz. Konuşma şeklinizin çok önemli olduğunu unutmayınız.

Çocuklarınıza araştırma ve keşfetme özgürlüğü veriniz. Çocuğunuzun ilgi duyduğu bir konuda araştırma yapmasını teşvik ediniz ve ona yardımcı olunuz. Bu yardım kaynak temin etme ve kaynaklardan yararlanma yollarını gösterme şeklinde olabilir.

Çocuklarınızla kırıcı olmayacak şekilde tartışabilirsiniz. “Senin söylediğin yanlış” ya da “Sen bunu bilmiyorsun” demek yerine “Ben senden biraz farklı düşünüyorum.” diye söze başlayarak onlarla düşünce alış-verişi yapmayı deneyiniz. Ancak bu alış-veriş bittiğinde son kararı ona bırakınız.

Düzenli ve yeterli uyku verimli öğrenmenin temelidir. Hiç uymudan ya da az uyuyarak derse giden bir öğrenci dersten yeterince yararlanamaz; sınava giren ise bildiklerini toparlayamaz. Bu nedenle çocuklarınıza mümkün olduğu kadar erken ve aynı saatlerde yatıp, en az 7 - 8 saat uyuma alışkanlığını kazandırınız.

Çocuklarınıza sık sık öğütler vermek yerine, daha çok size danıştıklarında onlara yol göstermeyi tercih ediniz.

Çocuklarınıza “başarının asla son olmadığını, başarısızlığın ise asla ölüm olmayacağını” samimi olarak söyleyiniz. Ona başarısızlıklar yaşanmadan başarılı olunmayacağını hatırlatınız.

Bir ana baba şu üç kelimeyi asla unutmamalı; “devam, devam, devam”. Unutmayınız ki “Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.”

Çocuğunuz okuldan geldiğinde, o gün okulda neler olduğunu bir sohbet havası içinde sorarak onunla bir arkadaş gibi konuşunuz. Konuşmanız sırasında onu dikkatle dinleyiniz. Böylece onun iyi bir dinleyici olmasını da sağlamış olursunuz. Çocuğunuzla konuşurken gözlerine bakar ve sözünü kesmezseniz ona; “Senin konuşman benim için gerçekten önemli...” mesajını vermiş olursunuz. Başka bir ifadeyle onu kulaklarınızla  olduğu kadar gözlerinizle de dinleyiniz.

Çaba gösteren çocuğunuza “Başarının ona ulaşmaya karar verdiğinde kazanıldığını” söyleyiniz. Çünkü başarının ve öğrenmenin temelinde karar vermek yatmaktadır.

 Çocuklarınızın sadece başarılarını değil, başarısızlıklarını da paylaşmayı biliniz. Kendisini başarısız dahi olsa da yalnız bırakmayacak bir ana-babasının olduğunu bilmesi çocuk açısından çok önemlidir.

 Okulda veya dershanede düşük not alan çocuğunuza baskı yapmayınız ve yüksek sesle tartışmayınız. Nedenlerini konuşarak onu, daha fazla gayret göstermesi ve planlı çalışması için teşvik ediniz. Hatalarını ve başarısızlıklarını hemen unutunuz.

 Çocuklarınız küçük de olsa bir başarı gösterdiklerinde, ne kadar yetenekli ve zeki olduklarını söylemeyi ihmal etmeyiniz. (emin olun ki böyle davrandığınızda onların hem yetenekleri hem de zekaları gelişecektir.) Bu onların daha fazla gayret göstermelerini sağlayacaktır.

 Çocuklarınızı olduğu gibi kabul etmeye çalışınız, olmalarını istediğiniz gibi değil. Onların doldurulacak birer kova değil, yakılacak ışıklar olduğunu unutmayınız.

 Çocuklarınızın istedikleri zaman evde dersleriyle ilgili deneyler yapmasına izin veriniz ve bu deneylere ilgi gösterip gerekirse yardımcı olunuz.

 Günlük gazete ve dergilerdeki çocuğun yaşına ve cinsiyetine uygun ilginç haberleri onunla paylaşınız. Böylece çocuğunuzun okulda öğrendikleri ile gerçek hayattaki olaylar arasında ilişki kurmasına yardım etmiş olursunuz.

 Çocuklarınızın kişiliğini nota indirgemeyiniz; eğer kötü notlar almışlarsa, eleştirerek onların kişiliğini yıpratmayınız. Onların bilgi, beceri ve duygularını göstermelerinin farklı yolları vardır. Bunları da göz önünde bulundurunuz. (Unutmayınız ki not herşey demek değildir.)

 Birden fazla çocuğunuz varsa onları başarıları bakımından birbirleriyle asla kıyaslamayınız. Unutmayınız ki onlar birer kardeş olmalarına rağmen birbirlerinden farklı bireylerdir. Aynı şekilde, arkadaşlarıyla, akraba ve komşu çocuklarıyla da kıyaslamayınız.

 Çocuklarınıza, arkadaşlarıyla paylaşımcı olmasını, ancak kendisiyle yarışmasını söyleyiniz. Çünkü kendisiyle yarışan her zaman kazanır.

 Çocuklarınızın dürüst ve gerçekçi övgülere ihtiyaçları vardır; abartılı olanlara değil. Çocuklar güvendikleri yetişkinlerin özellikle ana-babalarının yalanlarına katlanamazlar.

 Çocuğunuzla, sınıftaki arkadaşları, aileleri ve onların yaşam biçimleriyle ilgili konuşunuz. Özellikle çocuğunuzun yanında diğer aile ve onların çocuklarıyla ilgili olumsuz konuşmalar yapmaktan kaçınınız. Hatta onların sevdikleri arkadaşlarının aileleriyle tanışıp onlarla iyi dostluklar kurunuz.

 Çocuğunuzun arkadaşlarına değer veriniz, hatta onları kendi çocuğunuzdan farklı görmemeye çalışınız.

 Çocuklarınıza verebileceğiniz en değerli hediyenin “zamanınız” olduğunu unutmayınız. Onlara kısa da olsa her gün, hafta sonlarında ise, daha uzun zaman ayırınız. Özellikle hafta sonlarında hem dinlenmelerini hem de dünyayı daha iyi anlamaları için, kırlarda, parklarda, hayvanat bahçelerinde, müzelerde, tiyatrolarda, stadyumlarda, hava alanlarında, üniversitelerde, tren istasyonlarında vb. yerlerde çocuğunuzla beraber geziniz.

 Ev işleriniz veya hobilerinizle, çocuğunuza zaman ayırmak arasında kaldığınızda tercihiniz çocuğunuz olmalıdır.

 Çocuğunuzun hayallerini asla küçümsemeyiniz veya engellemeyiniz. Onun hayal ettiği konularda düşünmesine yardımcı olunuz. Çünkü hayal etmezse başaramaz.

 Evde güven, dayanışma, saygı ve sevgi yerine; endişe, korku, nefret ve yarışma ortamı varsa istenilen düzeyde öğrenme ve başarının oluşmayacağını unutmayınız.

 Evdeki kuralları basitleştiriniz. Çok kural değil, birkaç kural yeter. Ancak bu kuralları koyarken çocuğunuzla kuralların nedenlerini konuşarak birlikte belirlerseniz, onun bu kurallara daha kolay ve istekle uymasını sağlarsınız. Ayrıca belirlenen bu kurallara önce siz uyunuz.

 Genellikle çocuklara nasihat verilir, nutuklar atılır ama onların ne düşündükleri çok az sorulur. Çocuklarınıza düşüncelerini sorunuz. Eğer onların düşüncelerini önemserseniz çocuklarınızın kendilerine olan güvenleri artar ve ayrıca bu süreçte onlardan çok şey öğrenebilirsiniz. Çocuklarınızın da size yeni tecrübeler kazandırabileceğini asla unutmayınız.

 Çocuklarınızdan aşırı mükemmel olmalarını beklemezseniz, sizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmazlar.

 Çocuğunuz yardım istediğinde onu asla reddetmeyiniz. Enerjiniz yoksa enerji, zamanınız yoksa zaman bulunuz. Gerçekte en büyük enerji kaynağı çocuğunuzla ilgilenmenizdir.

 “Evet”iniz “Evet”, “Hayır”ınız “Hayır” olsun. Bunları söylerken dikkatli olunuz. Tutarsız davranmayınız ve boş yere ısrar etmeyiniz.

 Sizi kimin sinirlendirdiği konusunda bilinçli olunuz. Kendinize veya başkasına sinirlendiyseniz bunu çocuğunuza veya diğer aile bireylerine yansıtmayınız.

 Çocuğunuzun evden çıkışlarında veya eve girişlerinde onu dikkatlice gözleyiniz. Onun yüz ifadesi size çok şeyler anlatacaktır.

 Öğretmenlerin çocuklarınız ile ilgili izlenim ve düşüncelerine önem veriniz ve bunları göz önünde bulundurunuz. Ana-babalar çocuklarıyla ilgili her şeyi her zaman en iyi bilenler olmayabilirler. Bu nedenle, çocuğunuzun öğretmenleriyle ortada bir problem olmasa da düzenli olarak konuşunuz.

 Öğretmenini çocuğunuzun yanında asla eleştirmeyiniz. Size göre öğretmenin hatalı davranışları varsa, onu özel olarak kendisiyle konuşunuz.

 Öğretmenin sizinle evinizde ve iş yerinizde kolayca iletişim kurabilmesi için ortam hazırlayınız. Evde herhangi bir sorun olduğunda bu durumdan öğretmenin haberdar olmasını sağlayınız. Çünkü evdeki, hastalıklar, ölümler, boşanmalar veya diğer problemler öğrencinin okul yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir.

Okul ve dershane yönetimi ve öğretmenleriyle iyi iletişim kurunuz. Çünkü onlar sizin en önemli müttefiklerinizdir. Veli toplantı ve konferanslarına katılınız. Bu durum çocuğunuzu da olumlu yönde etkileyecektir.

 Çocuğunuzun okul ve ev ödevleri dışında da bir yaşamı olabileceğini (spor, eğlence, arkadaş, vb...) asla unutmayınız. Çocuklarınızdan her zaman ödev yapmalarını veya ders çalışmalarını istemek yerine bazen arkadaşlarıyla da vakit geçirmesini söyleyiniz. Bu onlar için çok büyük bir hediye olacaktır.

 Öğrenciliğinizin nasıl olduğunu bir düşününüz. Bu sizin çocuğunuza olan bakış açınızı değiştirecektir. Yani, bir an için öğrenci olduğunuz yıllara dönmeye çalışınız.

 Bir tarihçi gibi davranmayınız. Bizim çocukluğumuzda, öğrenciliğimizde... diye başlayıp, kendi geçmiş tecrübelerinize göre çocuğunuzu yargılamayınız.

 Çocuklarınızın isteklerini “yapacağım” deyip geçiştirmeyiniz. Çocuklarınıza verdiğiniz sözleri mutlaka tutunuz. Boşuna umutlar vermek onları sizden uzaklaştıracaktır. Çocuklar anne-babalarına güvenmezlerse kime güvenebilirler? Onun için, yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyiniz.

 Çocuklarınıza problemlerinizi açmaktan çekinmeyiniz. Eğer siz çocuklarınıza problemlerinizi açarsanız onlar da size açacaktır. Onları fazla rahatsız etmeyecek problemlerinizi paylaşabilirsiniz.

 Çocuklarınızın okudukları materyalleri (bunlar çizgi romanlar dahi olsa) asla eleştirmeyiniz. Çünkü, birşeyler okumak, hiçbirşey okumamaktan çok daha iyidir.

 Çocuklarınız sizi okurken veya çalışırken görsünler. Bu onlara okuma ve çalışmanın önemi konusunda en iyi mesaj iletme yoludur.

 Çocuğunuzu günlük, haftalık, aylık çalışma planları yapmaya teşvik ediniz. Bu planları asla siz hazırlamayınız. Yaptığı planları uygulaması için ona ortam hazırlayınız. Yapılan çalışma planına uyulmuyorsa, çocuğunuzu eleştirmeyin. Çalışma planının aksayan yönlerini birlikte bulunuz ve bunları da dikkate alarak yeni bir çalışma planı yapmasına yardımcı olunuz.

 Siz TV karşısında çayınızı yudumlarken, çocuğa “hemen yatağa” veya “hemen dersinin başına” diye emirler vermek yerine, “zamanında yatıp uyumazsan okulda uykun gelir” , “ödevini yapmazsan, sınıfta zor duruma düşersin” vb. konuşmalar yaparak ikna etmeye çalışınız. Gerekirse siz de TV seyretmeyiniz.

 Yapılacakların en güzelinin çocuklara dokunmak, sarılmak olduğunu unutmayınız. Size sarılmasına izin veriniz. Sıkıntılı anlarında her zamankinden daha çok size ihtiyaçlarının olduğunu unutmayınız.

YÜKSEL DERSHANESİ      

REHBERLİK SERVİSİ